TÜSİAD, Kyoto protokolünden yana
TÜSİAD, Kyoto Protokolünün imzalanmasının 2012 sonrası süreçte yeni düzenin şekillendirilmesinde Türkiye’yi söz sahibi kılacağını bildirdi.
TÜSİAD, “AB ile müzakere sürecinde olan Türkiye’nin AB’nin taraf ve lokomotifi olduğu Kyoto Protokolünü er ya da geç imzalaması gerekecektir. Sera gazı emisyonlarının uluslararası bir çaba ile azaltılması için sorumluluk ve vizyon sahibi bir ülke olarak Türkiye de kendine en
TÜSİAD’tan yapılan açıklamada, “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı”nın TBMM Dış İşleri Komisyonu'na sevk edildiği belirtilerek, Kyoto Protokolüne taraf olan ülkeler 2009'da başlayacak yeni sürecin şekillendirilmesine ilişkin çalışmalara başladığı kaydedildi.
Bu sürece dahil olmak isteyen ülkeler 2008 sonuna kadar, Kyoto Protokolünü imzalamak zorunda olduğuna dikkat çekilen açıklamada, imzalamayan ülkelerin ise bundan sonraki dönemde şartları olduğu gibi kabullenmek zorunda kalacakları vurgulandı. Açıklamada, şöyle denildi:
“Dolaysıyla, Türkiye'nin sera gazlarının azaltılmasına yönelik yeni dönemle ilgili hazırlıklarda çekinceleri ve şartlarını müzakere edebilmesi için Kyoto Protokolünü onaylaması gerekmektedir.
Türkiye, Protokolü imzalasa dahi süreç halihazırda başladığı için teknik olarak 2008-2012 aralığında herhangi bir yükümlülük altında olmayacaktır. Ancak, Kyoto Protokolünün imzalanması 2012 sonrası süreçte yeni düzenin şekillendirilmesinde Türkiye’yi söz sahibi kılacaktır. Halihazırda, AB ile müzakere sürecinde olan Türkiye’nin AB’nin taraf ve lokomotifi olduğu Kyoto Protokolü’nü er ya da geç imzalaması gerekecektir. Ancak, Kyoto Protokolüne taraf olmak AB üyeliği için zorunlu bir adım olarak algılanmamalıdır. Sera gazı emisyonlarının
TÜSİAD açıklamasında, sera gazı azaltımının fayda-maliyet hesaplamasının
TÜSİAD açıklamasında, “AB Çevre Mevzuatının bir parçası olan Kyoto Protokolü’ne uyum maliyeti ile Türkiye’nin AB Çevre Mevzuatına uyum maliyetleri birbirinden farklı değil entegre olarak düşünülmelidir. Sanayi, ulaşım ve enerji sektörlerinde çevreyle dost teknikler ve temiz teknoloji üretim birimleri kullanılarak çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik sağlanabilir. Bu yolla, rekabetçi
(ANKA)
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.